Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Yıldızlar ve Element İlişkisi
Yazar Mesaj
Birsel Çevrimdışı
VIP Üye
****
VIP Üyeler
lt=
Mesajlar: 30
Üyelik Tarihi: Nov 2018

Rep Puanı: 3

Mesaj: #1
Yıldızlar ve Element İlişkisi
YILDIZLAR VE ELEMENT İLİŞKİLERİ

Eski çağlardan beri, gökyüzündeki sabit yıldızların çeşitli konularda çeşitli şekillerde kategorize edildiğini görürüz. Ptolome’ye kadar indiğimizde sabit yıldız kataloglarının kendi içinde analitik, görsel veya elementsel olarak sınıflandırıldıklarını görmekteyiz.

Spritüel Astroloji sisteminde sabit yıldızlar takvimsel niteliklerden ziyade olasılıklardan veya olabilirliklerden çok, çeşitli kombinasyonlar içinde olacak olan gerçekliği veya henüz gelecekte şekillenmemiş, fakat şekillenecek olanı sembolize eden gökyüzü hareketlerine çok fazla değinilmiştir. Zaten ezoterik Astroloji ile Spritüel Astroloji’yi ayıran en önemli fark budur.

Ezoterik sistem Teozofist bakış açılarını ve Blavatsky‘ ci düşünce sistemleri ile birlikte makro kozmosun mikroda kendini gösterirken sergilediği görüntüleri ve güneş sistemi üzerindeki açılımlarını ve spritüel etkilerini incelemiştir. Şu an için bilimsel olarak ispatlanamayan fakat zamanında çeşitli astronomlar tarafından görüldüğü hipotezine dayanan Lillith, mitolojik gezegen Vulkan’da olduğu gibi…

Oysa Spritüel Astroloji, bu gerçekliklerin tam anlamı ile kesinlik ifade etmediğini, gerçeğin bir şekilde dünyamızın üzerine düşen tüm sabit yıldız, nebula, gaz bulutu sistemlerinin yakınına giren kuyruklu yıldızlar ve ana gezegenlerde saklı olduğu gerçeğini izler.

Klasik Batı tekniklerinden bizlerin farkı, Batı tekniklerinde kullanılmayan, Hint yogalarına benzeyen, sabit yıldız ve gezegen kombinasyonları kullanmamız gerçeğidir.

Çalışmalarımda, son yüzyılda açıklanmaya çalışılan orta noktalar veya midpoint aksları teorilerinden çok, sabit yıldız kombinasyonlarının, gezegenler ile yaratmış olduğu çeşitli açıların, analitik kombinasyon kalıplarının, şaşırtıcı bir şekilde kadersel eş zamanlılıklara ve olayların şekillenmesine sebebiyet verdiğini gördüm. Bu sebeplerden dolayı, alttaki yazıyı okurken çok dikkatli olmanızı, açı kalıplarındaki maksimum orb uzaklığının, 1° olduğunu unutmamanızı hatırlatmalıyım. Elementsel yıldızlar 1. kadirden ve çok güçlü oldukları için, kavuşumları gibi karşıtlarının da incelenmesi gereklidir. Diğer sabit yıldızlardan istisna olarak, su tabiatlı, sabit yıldızların 120, 90, 45 ve 60’lık açılarının maksimum 1 derece orb ile incelenmesi bazı horoskoplarda hayati önem taşıyabilir.

ELEMENTSEL YILDIZLAR

Yazının başında söylediğim gibi yıldız kataloglarındaki en büyük problemler, ilk çağlardan beri kataloglama ve sınıflandırmanın şekilleridir. Bizler, Spritüel Astrologlar, sabit yıldızları elementlerine göre inceleriz.

Gökyüzünde hayatın varoluşun ve yaşamın birbirleri ile dönüşüm kuralına göre, hareketi sağlayan, dünya atmosfer sınırlarına kadar kendi realitemizin ve aklımızın algıladığı sınırlarda dört ana element ve bir katalizör element vardır. Bu elementler sırası ile Ateş, Toprak, Hava ve Su elementleridir. Katalizör elemente de eter, akaşa, boşluk gibi tradisyonlara göre çeşitli isimler verilebilir. Bizler beşinci elementi eter elementi olarak kullanırız.

Kadim Çin Astrolojisinde elementler sırası ile ve üretim döngüsüne göre, Ateş, Toprak, Metal, Su ve Ağaç’ tır.

Burada hava elementi Metal ve ağaç elementi olarak ikiye bölünmüştür. Batı sistemlerinde ise hava elementi bildiğimiz gazı, eter elementi ise bizlerin astrofizikte ifade ettiği enerjiyi oluşturması açısından önemlidir. O zaman burada eterin, olaylar ve kavramları birbirleri ile çeşitli dönüşüm döngülerine sokan A elementini, B elementine, B’yi ise C elementine, C’yi ise D elementine dönüştüren katalizör değişken olarak görebiliriz.

Dünya üzerinde Çin, Tibet, Hint Astrolojisi’nin güney yoga sistemleri, Burma Mahabata sistemi, mistik Nepal Astrolojisi dediğimiz tüm sistemler, 5 element ile döngüyü kabul eder. Oysa Batı sistemi kendi içindeki 4 elementi, 4 mevsim döngüsü ile açıklama gerekliliğinden dolayı, mevsim döngüleri içindeki dört ana mevsim ve onu oluşturan 3 hal ile açıklamaya çalışır.

Aslında Batı kendi içinde, önemli doğruluklara ve sadeliklere sahip iken, doğunun tabiat inancı ve insanın tabiatın aynası olduğu görüşü ile şekillenen sistemlerde 5’li elementel gruplar kullanılmış, neredeyse Çin Astrolojisi hariç elementel döngülerin kullanımı ile ilgili istatistiksel, kabul edilebilen, düzgün kaynaklar, varsayımdan öteye gidememiştir.

Büyük üstat Max Hendel ve diğer büyük üstat Rudolph Steiner’ın yapmış olduğu çalışmalarda Batı Astrolojisi’nin ana tekniklerinin beşli elementsel tablolar ile kullanıldığını görürüz. Fakat bu tablolar yalnızca sistemin içindeki gezegenlere ait olmamakla beraber görünebilir. Tümleşik, tüm sabit ve takımyıldız sistemlerini kapsar. Bildiğiniz gibi burçlar, birkaç takımyıldızın birleşimi sonucu oluşurlar. Takımyıldızlar ise, gökyüzü içinde diğer kardeş yıldızlar ile beraber, göz görme mesafesinde anlamlı gökyüzü şekilleri olarak adlandırılabilir. Aslında pek çok takımyıldızın içindeki sabit yıldızlar, o takımyıldız gruplarının içine dâhil olmamaktadır.

Örnek olarak Ursa Major takımyıldızını verirsek; (Büyük Ayı) bu parlak 7 yıldızlık grup içindeki Mizar ile Talitha’ nın bize uzaklıkları arasında en aşağı 26 ışık yılı fark vardır. Mesela; Mizar’ın bizden uzaklığı 74 yıl iken, Talitha’nın uzaklığı 48 ışık yılı kadardır. Biz göz ile gördüğümüz grubun parçası olarak kabul edilen sabit yıldızlara, takımyıldız diyoruz.

Aslında şöyle de söyleyebiliriz; Gökbilimciler, kolayca adresleyebilmek için, gökyüzünü çeşitli büyüklükte parsellemişler ve bunlara genellikle mitolojik kökenli isimler vermişlerdir Parsellerin her biri bir takımyıldıza (constellation) karşılık gelir. Kuzey ve Güney yarımküreler dâhil, bütün gökyüzündeki Takımyıldız parsellerinin sayısı 88’dir.

Her hangi bir gecede gökyüzüne bakıldığında bunlardan bulunduğumuz yarı küreye göre, 40 kadarı görüş alanımız içindedir. 88 Takımyıldızdan bir kısmı güneşin yıl boyunca gökyüzünde hareket ediyor gibi göründüğü, yol boyunca sıralanmış takımyıldızlar olup (ekliptik) bunlara burçlar denir. Burçlar üstte az önce söylediğimiz gibi Doğu Batı istikametindeki takımyıldızların Kuzey Güney istikametindeki takımyıldızlar ile birleştirilmiş olan büyük takımyıldız gruplarını oluştururlar. Bunların sayısı, yılancı burcunun da bir kısmının Akrep burcuna dâhil edilmesi ile beraber 12’dir. Yılancıyı özel bir burç kabul edersek 13’tür. Geleneksel bakış açısı ile yılancı takımyıldızı ayrı bir takım yıldız kabul edilmeyip, Akrebin bir kolunu oluşturduğu için tüm eski geleneklerde zodyak takım yıldızları 12 ile sınırlandırılmıştır. ;

YILDIZLARIN PARLAKLIKLARI
KADİR SİSTEMİ

Gökyüzünde sabit yıldızlar hakkında bilinmesi gereken ilk şey, tüm yıldızların aynı parlaklıklara sahip olmadığı, yıldızların parlaklıklarını tanımlamak için, kadir (magnetüd) sisteminin kullanıldığıdır.

İyonya’lı filozof ve bilim adamı Hiparkhos ( M.Ö. 2 yy ), yıldızların ne kadar parlak olduğunu bir diğeri ile karşılaştırarak anlamaya çalışmış ve kayıtlarında bu sistemi kullanmıştır. Hiparkhos, yaklaşık 450 yıldızdan oluşan bir katalog derleyerek, bu katologtaki yıldızları 6 parlaklık sınıfına magnetüd veya kadir ile ayırmıştır. Onun kataloğundaki en parlak yıldızlar 1. kadir yıldızlar olarak adlandırılır. Sonraki en parlak grup, ikinci kadir yıldızdan olmak üzere sınıflama devam eder. Açık ve karanlık bir gecede yalnızca çıplak gözle yapılan gözlemlerde, görülebilen en sönük yıldızlar 6. kadir yıldızlardan oluşmaktadır. Bu sistemde en büyük kadir numarasının en sönük yıldıza karşılık gelmektedir.

Her kadire karşılık gelen parlaklık, kendinden bir sonra gelen kadir numarasına karşılık gelen parlaklıktan 2,5 kez daha parlaktır. Böylece en parlak yıldızlar 1 kadir, çıplak gözle görülebilen en sönük yıldızlarda 6 kadirdir. Yaklaşık olarak ( 2,5 ‘ un 5 katı yani 100 kez daha parlak olmalıdır). Astrolojik gözlemlerde kullanılan gözlem aracı yalnızca çıplak göz olduğu için, çıplak gözle görülebilen sönük yıldızların sayısı, en iyi koşullarda 2000 civarıdır. Bu, ortalama 2000 yıldızdan 30 tanesi, 1. kadirden bir yıldız olup, o anki, çağa konuma ve sideral zamana göre, kadir derecelerinde farklılıklar gösterirler.

Yıldızlar gökyüzünde neredeyse yer değiştirmezler. Ortalama 70 yılda 1 derece. Geceleyin gördüğümüz yıldızların düzeni birkaç bin yıl boyunca, birbirlerine çok belirgin farklılıklar göstermeyecektir. İşte yıldızlardaki bu süreklilik ve kendine ait özel değişken gruplar ile, gezegenlerden, şekil, hareket ve renk olarak ayrılmaları sebebi ile, pek çok eski kültürün mitoloji ve masallarında kendilerine farklı yerler edinmişlerdir.

Yıldızları ana gezegen, renk grupları ile birlikte düşünen eski Astorolog’lar, gökyüzündeki yıldız renklerinin gezegen renkleri ile beraber, bir senkronizasyon içinde olduğunu gözlemlemişlerdir. Örneğin, gökyüzündeki en yüksek konumunda, beyaz dev Sirius ile Venüs, büyük beyaz parlak bir nokta olarak görünmektedirler.

Mars’ın en parlak konumunda, kızıl kraliyet yıldızı Aldebaran’a, renk olarak benzemesi yıldızların eski Astrolojik geleneklerde etkileri ile gezegen etkileri arasında tayfsal bir yakınlık olduğu düşünülmüştür. Bizler, Spritüel Astroloji’de, yıldızların niteliklerini tıpkı benzedikleri gezegenin karakteri ile birlikte aynı değer ve şekillerde kullanmaktayız. Bizim sabit yıldızlarda kullandığımız, klasik ve antik tüm sistemlere göre farkımız, her bir elementin farklı yıldız gruplarını temsil ettiği gerçeğini bilmemizdir.

Örneğin Ateş grubunda yıldızlar kırmızı ve hoş bir turuncu renkte olup, etkisini, gücünü parlaklığının kırmızıya yakınlığı ile doğru orantılı olarak göstermektedir. Zaman zaman horoskopları incelediğimizde, elementsel olarak bazı kişilerde element eksikliklerini görürüz. Mesela, pek çok horoskopta su elementinin olmadığını gözlememe rağmen, su elementinin temsilcisi gezegenlerin, su evlerinde güçsüz ve zayıflık gerçekliğine rağmen kişilerde ciddi duygusallık, romantizm, sanatçılık ve artistik yetenekler olduğunu gözlemledim. Bu tip kişilerin haritaları incelendiğinde, gezegen görünümleri hariç, suyu temsil eden sabit yıldızlar ile suyu temsil eden gezegenler çeşitli açılar ile birbirlerine görünümler almaktadır.

ATEŞ ELEMENTİNİ TEMSİL EDEN YILDIZLAR

Ateş elementini temsil eden yıldızlara, Perslerin 4 büyük kraliyet yıldızı, Aldebaran, Antares, Regulus ve Fomalhaut yıldızlarını örnek olarak verebiliriz. Ateş elementini oluşturan yıldızların gökyüzündeki renkleri kırmızı, kırmızıya dönük turuncu ve ateş ile suyu birlikte temsil eden mor renkli yıldızlardır.

Bunlar etkilerini ani ve hızlı bir şekilde gösterip, kadersel olayları olabilecek, yıldızın niteliğindeki Mundalini Astroloji’de (Dünya Astrolojisi) büyük olayları göstermeleri açısından çok önemlidir. Orman yangınları, patlamalar, yaralanma ve ölümle biten kazalar, bunun yanında Ateşli hastalıklar ve buna benzeyen, pek çok gerçekliğin oluşmasından önce gerçekleşen gökyüzü kombinasyonlarında, Ateş elementini temsil eden yıldızların olduğunu görürüz. Bu sert etkili yıldızlar, çoğunlukla önüne geçilemeyen, yüksek aktiviteleri ve kadersel olayları bizlere göstermektedir.

Yapılmış olan gözlemlerde Antares ile güneş kavuşumuna sahip kişilerde, sporculuğun ve sporun beden aktivitelerinin çok belirgin olduğunu görmekteyiz. Mesela; Toliman yıldızı da Mars etkisindeki bir yıldızdır. Toliman yıldızı 29° Akrep 29 ile Mars ve Güneş kavuşumlarında kişiliğin hatırı sayılır bedensel zihinsel ve cinsel aktivasyonlara girdiği, enerjisini kullanmayan ana kişiliğin ise saldırganlaştığı görülmüştür. Ateş yıldızları her zaman Mars karakterinde olmayıp, turuncuya kaçanları Regulus gibi Satürn karakterinde olup, bilimsel düşünmeyi, bir olaya başlamadan önceki derin düşünceyi, bizleri gösterip, sağlıklı düşünmemize sebebiyet veren yıldız tipleridir.

Buna bir örnek verirsek, pek çok politikacı da ve hükümdarda gördüğümüz, Güneş, Nunki (10 °Oğlak 59) kavuşumlarında gördüğümüz güçlü zeka, kudretli akıl ve yönetme kabiliyeti verirler. Turuncu yıldızlara, “ateşin toprağı” veya “topraktaki ateş” denilmesi, ilginçtir ki bu karakterdeki yıldızların daha ziyade, gerektiği takdirde şiddet uygulayan fakat o derecede de adil olan yöneticilerde görülmektedir.

TOPRAK ELEMENTİNİ TEMSİL EDEN YILDIZLAR

Bu grup yıldızlar, renk olarak kesif, artık turunculuğunu kaybetmiş, sarı ile turuncu arasında ve tam sarı yıldızları oluştururlar. Örneğin, bizim güneşimiz kadim Çin Astrolojisinde de gördüğümüz gibi sürekli değişmekte olan Lo Shu karesi hareketlerinin esas merkezine Toprak elementini almaktadır. Ve Lo Shu karesinin bir diğer ismi olan Satürn karesi de, Toprak elementi bir gezegen ile anılmaktadır. Satürn’ün rengi olan gökyüzündeki sönük sarı ile Jüpiter ‘in rengi olan turuncu, içindeki tüm renk skalasını temsil eden renkler Toprak elementini gökyüzünde vurgular. G2 sınıfı bir yıldız olan güneşimiz parlak sarı bir yıldızdır.

Bu sebeple biz yaşadığımız dünyayı, mental ve spritüel olarak görmektense, Toprak elementinin temsil ettiği mantıksal gerçekler ile bakarız. Toprak elementine sahip yıldızlar, en önemlisi yeryüzünde olabilecek, Toprak ile ilgili felaketleri göstermesi açısından önemlidir. Bunlar, depremler, toprak kaymaları, büyük kıta hareketleri, yanardağ patlamaları olarak adlandırılabilir. Buna örnek olarak, Rasalgethi 14 Yay 45 yıldızının korneparhos 01 Yay 05 yıldızının, 05 Akrep 33’te bulunan Canbalia yıldızının etkilerini gösterebiliriz. Bu yıldızların depremler, toprak kaymaları ve ekinleri yok eden kuraklıklarla ilgili olanları vardır.

HAVA ELEMENTİNİ TEMSİL EDEN YILDIZLAR

Gökyüzünde belirgin olarak gözle görüldüğünde rengi bize parlak beyaz olarak görünür. Bu yıldızlara örnek olarak Sirius’u (ak yıldız) örnek verebiliriz. Sirius yıldızının rengi beyaz, kış dönemlerinde ise gökyüzünde en yüksek konumunda mavi beyazdır. Eski Mısır’da Nil’in yıldızı ya da İsis’in yıldızı olarak anılan Sirius, her yıl en uzun günün şafağı sökmeden hemen önce görünmesi, tarımın Eski Mısır’daki tüm yaşamın kaynağı Nil’in, su taşkınları ile deltasından taşacağının habercisi idi. Sirius gibi ak mavi beyaz yıldızlar Hava elementinin temsil ettiği gibi, insana yardımcı olacak doğal, su ve verimlilik ile ilgili döngüsellikleri göstermesi açısından çok önemlidirler.

Sirius’ un su ağırlıklı hava grubu olduğunu söyleyebiliriz. Hatta öyledir ki, M. Ö. 3000 den itibaren tanrıça İsis’in ruhu olduğu düşünülen Sirius’un Güneş’in hemen önü sıra doğuşu tapınak duvarlarında resmedilmiştir. Dendera’daki İsis Hathor tapınağında şöyle bir şey yazar, ‘Haşmetli İsis Hazretleri, yeni yılın ilk gününde bu tapınağı aydınlatır ve ışıkları ufukt ki babası Ra’nın ışıklarına karışır.‘

Ra’nın Mısır’ın Güneş Tanrısı olduğunu kabul ettiğimizde bu yazıttan eski Mısır’da yeni yılın Sirius’un Güneş ile birlikte doğduğu gün başladığını anlıyoruz. Sirius Canis Major Takımyıldızının (Büyük Köpek) en parlak yıldızıdır. Sirius’un göksel bir köpek ile ilişkilendirilmesi, Babil’lilerden eski Türk uygarlığına kadar uzanmaktadır.

İlyada destanında Kral Priamos’un Troya şehrinin surlarından öfkeli Akhilleus’un Troya ovasındaki yürüyüşünü seyretmesini betimleyen çarpıcı bir pasaj yer alır. ‘Hasat zamanı ortaya çıkan bir yıldızdır o ışıl ışıl, gece karanlığında yıldız ordusunun içinde parlaklığı ile öne çıkan insanların avcının köpeği adını verdikleri yıldız, hepsinin en parlağıdır o, o alamet olmuştur kötü şeylere, çok dertler getirir çaresiz insanlara ‘

Burada enteresan bir şey görmekteyiz. Sirius gibi büyük ak yıldızlar, analitik aklı, iletişimi, toplumsal ilişkileri, bunun yanında da kültürel ve entelektüel gelişmeyi temsil eder. Hava grubu yıldızlar aslında bir kaç tane özel kombinasyon hariç, birleştikleri gezegenlere çok olumlu etkiler veren ve gezegen etkilerini bir kaç kat güçlendiren yıldız tipleridir. Belirli dönemlerde, gökyüzünde görünmeleri şansı, mücadele eden ve entelektüel bilgi sahibi olanın, mücadelesinde hak ettiği gerçeklikle karşılaşacağını haber vermesi açısından çok önemlidirler.

Yukarıda ki pasajda gördüğümüz gibi, eski Yunan ve Roma kentlerinde Sirius’un zararlı etkilere sahip olduğu düşünülürdü, Vergilius Aeneis’te şöyle yazar; ‘Köpek yıldızı o yakıcı takımyıldız ki kuraklık ve hastalık getirir marazlı insanlara doğar yükselir ve üzer insanı tekinsiz ışığı ile‘.

Mali’de yaşayan Dogon kabilelerinin Sirius’un gökyüzündeki hareketlerine göre, bir takvim geliştirdiklerini tıpkı Mısır’da olduğu gibi zamanın, ekinlerin ve yaşayan insana yararlı tüm hayvanların koruyucusu olan Sirius’a çok özel bir önem verdikleri görünmektedir. Bu tip örnekleri Kuzey Avrupa ve Meksika hariç, tüm kültürlerde görürüz.

Sirius’un Güneşle birlikte yükselmesiyle başlayan Temmuz ve Ağustos ayının yakıcı sıcakları bu parlak yıldızın uğursuz etkisi olarak yorumlanmış bu etkinin insanlarda sarıhummaya, tifüs ve dizanteriye, köpeklerde ise kuduza neden olduğu düşünülmüştür. Dante’nin köpek günlerinin büyük gazabından söz ettiğini bildiğimize göre bu fikirlerin Rönesans’a kadar yaygınlığını koruduğu düşünülebilir. Sirius gibi Hava elementini temsil eden yıldızlara örnek, Terazi burcundaki Spica, Boğa burcundaki Elektra, Asterope, Yay burcundaki Sabık, İkizler burcundaki El Nat, Kova burcundaki Altair, 23 derecede Oğlak burcundaki Denebokap, 2 derece Koç burcundaki Deneb Kaitos gibi yıldızlar örnek verilebilir.

Bu yıldızlar, tarım toplumlarında ekin ve hasat zamanlarını göstermeleri açısından önemli yerlere ve konumlara sahiptirler. Kişiliğin horoskopundan entelektüel çalışmaların sonucunda alacağı ödülleri, geçmiş yaşamlardan bu yaşama getirmiş olduğu ruhun düşünce kalitesini, araştırmacılığı, bir çocuğun eğitiminin hangi şartlarda geçeceği açısından önemlidir. Hava grubu yıldızları incelerken, dikkat edilmesi gereken kural, bu yıldızların çeşitli toplum ve kültürlerde farklı etkiler ile tanımlanması düşündürücüdür. Örneğin, Sirius tüm Afrika, Mısır, Güney Hindistan, Avustralya gibi ekvatora yakın enlem derecelerinde, çok yararlı ve büyüten, destekleyen entelektüel bir anne olarak temsil edilmiştir. Mısırda, yukarıda bahsettiğimiz İsis sembolünü örnek olarak verebiliriz.

Oysa Avrupa’da Sirius’un etkileri ve rengi konusunda çok hızlı bir değişimin ipuçlarını veren ilginç bir paradox vardır. Birçok klasik yazar Çiçero, Horatius ve Seneca Sirius’tan kırmızı bir yıldız olarak söz etmiştir. İskenderiyeli büyük gök bilimci Ptoleme, daha da ileri giderek Sirius’un Ateş kırmızısı bir yıldız olduğunu nitelendirmiştir. Oysa Arap gökbilimci Abdurrahman Es-Sufi Ptoleme’den yaklaşık 850 yıl sonra, M.S 925 yılında hazırladığı yıldız kataloğunda Sirius’u beyaz bir yıldız olarak sınıflandırmıştır.

13. yy pastoral şarkılarından derlenen Carmina Burana adlı eserde Sirius’un beyazlığı Fildişi ile karşılaştırılmıştır. 1391 yılında, Geoffrey Chaucer Sirius yıldızına Arapların Al-Habur yıldızı dediklerini (güzel beyaz yıldız) bizlere iletmiştir.

Tuhaftır ki, Sirius gibi bir yıldızın renginin kırmızı veya beyaz olduğu konusunda eski zamandaki tarihçilerin hem fikir olmadığını görüyoruz. Sirius Güneş’ten 23 kat daha parlaktır. Çapı Güneş’in çapının 1.8 katı kütlesi de güneş kütlesinin 2.5 katı olan Sirius mavi beyaz bir yıldızdır. Yüzey sıcaklığı 10000 derece civarında olup, bize uzaklığı 8 ışık yılı uzaklığı ile güneşe en yakın 5. yıldız, çıplak gözle görülebilen Alpha Cenaturi’den sonra en yakın 2. yıldız, kuzey yarımküreden görünen ise, en parlak ve en yakın yıldızdır.

Bilhassa, kuzey yarımkürede, Orion (Avcı)’nun güney yönünde Ocak ve Şubat aylarında en yüksek pozisyonunda bulunur. Avcının sol altında Sirius’un pırıltısını seçmek, amatörler için bile çok kolay bir gökyüzü gözlemidir. Sirius yıldızı kendisinden kat kat küçük, cüce eşi Sirius B ve Sirius B’den yaklaşık 2 kat küçük olan kırmızı küçük kardeşi Sirius C ile birlikte bir yıldız grubu oluşturan Sirius A, gökyüzünde gözle seçilebilen, gözle fark edilebilen parlak bir yıldızdır. Gökbilimciler, Sirius’un eşi Sirius B hesaba katılsa bile renk skalasını ancak yüz binlerce yıl içinde, değişebileceğini bize söylemişlerdir. Bunun yanında tarihteki İran kayıtlarında Çinli gökbilimci ve tarihçi, Simaquian (M. Ö. 91 civarı), Romalı yazarlar, Higinus, Manillus, Avienus, (M.Ö 360), İspanyol ansiklopedici Sevillalı İzidorus (M.S 610 Civarı) Sirius yıldızının büyük beyaz yıldız olduğunu bizlere yazıları ile bildirmişlerdir.

Sirius yıldızının ezoterik ve Spritüel Astroloji’deki önemi, Astroloji’de kullanmış olduğumuz gezegen kombinasyonlarından zaman zaman daha öne bile çıkmaktadır.

Sirius’un kendi etrafında dönen iki adet kardeşi bulunur. Bunlardan Sirius B’nin Sirius’un çevresinde dönen çok küçük bir yıldız olduğu (beyaz cüce) bilinmektedir. Sirius C’nin ise sirius B’den yaklaşık 4 kat uzaklıkta bulunan bir nötrino yıldızı olduğu astronomlar tarafından saptanmıştır. Görüldüğü gibi Hava elementini temsil eden yıldızların renkleri konusunda, tarihsel kaynaklarda çelişkiler mevcuttur.

Bizler için Sirius, Altair, Spica gibi beyaz skaladaki yıldızları olumlu, faydalı, insanların iyiliğine olan olayların gerçekleşeceğini sembolize etmeleri açısından bizler için önemlidir. Hava yıldızlarının son yüzyılda meteoroloji biliminin gelişmesi ile çeşitli gezegenler ile yaptığı açı ve kombinasyonlarda, gökyüzündeki ısı derecelerindeki farklılıkların büyük hava kütlelerinin hareketlerini, rüzgarları, olabilecek çeşitli fırtına ve tayfunları göstermesi açısından önemli bir şekilde kategorize edebiliriz. Bu yıldızların net ve parlak görüntüsü, gökyüzü üzerindeki termal değişikliklerin ve basınç değişimlerini bizlere göstermesi açısından önemlidir. Sirius’un en yüksekte olduğu Temmuz ve Aralık aylarında havanın çok soğuk veya çok sıcak olduğunu görmekteyiz. Mevsimsel döngüleri göstermeleri açısından hava yıldızları önemli döngülere sahip olup, daha çok incelendikleri takdirde farklı kombinasyonlarda kendilerini gösterecekleri sanılmaktadır.

SU ELEMENTİNİ TEMSİL EDEN YILDIZLAR

Su elementini temsil eden yıldızlar, mavi, yeşil, mavi beyaz veya yeşil beyaz yıldızlardır. Bu tip yıldızlar, Astrolojik horoskopta, Neptün Ay, nadiren de Venüs etkisine sahip olan yıldızlardır. Bu yıldızlara örnek olarak, Vega’yı verebiliriz. Lyra Takımyıldızının (Çalgıcı) en parlak yıldızıdır. Kuzey Avrupa’da Arp yıldızı olarak da nitelendirilir. Gökyüzündeki beşinci en parlak yıldız olan Vega, kuzey yarı kürede yaz göklerinin en dikkat çekici yıldızıdır. Altair ve Deneb ile birlikte Temmuz ile Ağustos aylarında yaz üçgenini oluşturarak gökyüzünde, belirgin olarak kendini gösterir. Vega adı Arapça Nesr-i Vaki’den (Saldıran Kartal ) türemiştir.

Ortaçağ yıldız haritalarında Vakhi veya Veka gibi değişik adlar ile anılmıştır. Vega, Eagle Takımyıldızının parlak mavi, en büyük yıldızıdır. Yunanca’da adı, eski yunanlı şairlerin Tanrı Apollon’un, Orpheus’un Arp ya a Lir adlı çalgıları demek olan Kitara idi.

Vega aslında gökyüzünde çoban yıldızı denilen yıldızdır. Gökyüzündeki tüm yıldızların mitolojik çeşitlemeler ile farklı isimlerde anıldığını biliyoruz. Vega gibi mavi beyaz ışığa sahip olan Polaris dediğimiz kutup yıldızına ise, çeşitli kültürlerde demir kazık, dümen yıldızı, etrafta dolaşmayan yıldız da denilmektedir.

Su elementine sahip yıldızlar, çoğunlukla kuzey üst enlemlerinde bulunan yıldızlar olup, mundalini Astroloji‘ de, su ve su ile ilgili olabilecek tüm değişimleri göstermesi açısından önemlidir. En belirgin su yıldızları, Vega, Polaris, Thuban, Rigel, Zaniah, Rasalhague, Capella, Alnilam, Alfard, Denebola, Markab ve Duphe yıldızlarıdır.

Su yıldızları, kendileri içinde iki ayrı kategoriye ayrılır. Bunlar; değişken su yıldızları, ve durağan su yıldızlarıdır. Durağan su yıldızları, Vega , Polaris ve Thuban ‘ dır. Üçü de Neptün karakterinde olup , sanatçı ve duyarlı insanlarda büyük gezegenler ile , kavuşumlarına rastlanır.

Durağan su grubu yıldızlar su gezegenleri Ay, Venüs ve Neptün ile kavuştuklarında çok önemli kabiliyetleri, bize göstermeleri açısından önemlidir. Örnek olarak önemli müzisyenlerin haritalarında bilhassa Vega’nın ve Thuban yıldızının baskın bir Venüs ile birlikte göründüğü unutulmamalıdır.

Su tabiatındaki yıldızlar bize, genler ile geçen yetenekleri, soyağacından gelen kalıtsal özellikleri göstermeleri açısından çok önemlidir. Dünya Astrolojisinde, bu yıldızlar ile kavuşum yapan, Satürn gibi, zararlı gezegenlerin sudan gelebilecek zararları, ekinlerin çürümesini bilhassa, toplumları kırıp geçiren, salgın hastalıkların başlangıç tarihlerini göstermeleri açısından çok önemlidir.

Su karakterindeki yıldız grupları güçlü olan insanlar, duyarlı ve çevrelerinden çok rahatlıkla etkilenebilen kişiliklerdir. Durağan su elementine sahip yıldızlar, kuzeyin üst enlemlerinde bulundukları için doğu batı istikametinde hareket etmez, diğer yıldızlar gibi doğup batmazlar. Bilhassa Temmuz ve Ağustos aylarında bu yıldızları güneş battığı andan itibaren gökyüzünün tepe noktasında görebilirsiniz.

Değişken karakterli su yıldızlarına örnek olarak, Rigel, Denebola, Markab ve Duphe’yi gösterebiliriz. Bu tip yıldızların, diğer yıldızlardan farkı, gökyüzünde orta enlem kuşaklarında oldukları için, diğer yıldızlar gibi doğup batmalarıdır. Bu yıldızlar diğer sabit gruplu su elementi yıldızları gibi karakterdeki duyarlı yönleri bizlere ifade ettikleri için, ezoterik Astrolojide çok büyük önem taşırlar.

Enteresandır ki; tüm su karakterli yıldızlar ezoterik bilgilerde yaşamın kaynağı olarak nitelendirilirler. Bilim adamlarının yapmış oldukları son çalışmalarda, Vega ve Vega benzeri olan Beta Ressam yıldızının etrafında gezegenlerin ve toz bulutlarının bulunabileceği düşünülmektedir. Hatta bazı bilim adamları, bu tip yıldızların çevresindeki alanlarda gezegenlerin oluşmuş olabileceğini bile düşünmektedirler. Şu an için bu tip yıldızların çevresinde gezegenler olduğuna dair, çok net bir kanıt olmamakla beraber başka yıldızların çevresinde, gezegen arama çalışmaları , uzun yıllardan beri sürmektedir.

Su karakterli yıldızlar, kişiliğin, ruhsal tekâmülünde gittiği yönü göstermesi açısından çok önemli yerlere sahiptirler. Özellikle bu yıldızlar ile kavuşum halindeki gezegenler kişiliğin doğası hakkında bizlere pek çok bilgi verirler. Tabii ki, pek çok genç Astrolog arkadaşımızın bilmesi gereken şey, sabit yıldızlar ile ilgili yapılan çalışmaların çok fazla tecrübe ve bilgi gerektirdiğidir. Eğer siz bir Vega’ya Rigel’in temsil ettiği gerçeklikler ile bakarsanız, o zaman büyük hatalar yapabilirsiniz.

Değişken nitelikli su yıldızları, dünyasal deniz hareketlerini, olabilecek deniz kazalarını ve felaketlerini su ile gelen hastalıkları, anlatması açısından çok önemlidir. Tıbbi Astrolojide, hormonlarımızın ve çeşitli kan hariç, tüm bedensel enzimlerimizi temsil etmeleri açısından önemli yer tutarlar.

SU ELEMENTİNE SAHİP YILDIZLARA ÖZEL BİR BAKIŞ

Kuzey enlemlerindeki yıldızlar bilhassa, eski doğu güney Hindistan ve Çin mitolojilerinde önemli yerler tutarlar. Eski Çin’ de Vega’ ya M.Ö. 6. yy’ da yazılmış Shi Jing’in övgülerde yer alan çoban ve dokumacı kız efsanesinde rastlıyoruz. Bu kitap Çin seddini inşa ettiren, megaloman imparator olarak bilinen ‘Shi Huangdi’nin M.Ö 3. yy’ da yakılmasını emrettiği kitaplardan biridir. Efsaneye göre Vega dokumacı kızı ya da Han nehrinin hanımını, Altair ve onun yanındaki yıldızlarsa çobanı temsil eder. Sürekli birbirleri ile sevişen genç aşıklar tanrılara karşı olan görevlerini unutmuş bu nedenle Tanrılar onları cezalandırmak için aralarına göksel nehri yani geçilmez Samanyolu engelini koymuştur. Bunun ile birlikte, yılda bir gün 7. ayın 7 gecesi, kuşlar bu geçilmez yıldız nehri üzerine geçici bir köprü kurar. Böylece aşıklar bir gün için birbirlerine kavuşurmuş.

Kuzey enlemlerinde Temmuz sonu ve Ağustosta akşamları Vega tam başucu yönünde bulunur. Mavi beyaz pırıltısı küçük bir dürbün ile bakıldığında bile mavi bir ışık havuzuna dönüşür. Enteresandır ki Vega, pek çok toplumda çobanların ve kırda yalnız çalışan insanları temsil eder iken, daha ziyade doğu toplumlarında kendisine aşık olunan göksel sevgiliyi, Altair de Vega’ya aşık olan halk sınıfından gelen, bir kişiliği temsil eder. Altair ile Vega ‘ nın burada çeşitli kültürlerde yer değiştirdiğini görüyoruz.

Büyükayı Takımyıldızının oluşturduğu yıldızlar ile bunun yanında Vega ve Polaris‘ inde bulunduğu 9 yıldız, pek bilinmese de Feng Shui ve Çin Astroloji’sinde kişinin ve mekânın kalitesini belirlemek için kullanılmaktadır.

Tan Lang, Wu Qu, Ju Men, Zou Fu, You Bi, Lu Cun, Wen Qu, Lian Zen ve Po Jun isimleri ile yer alan 9 yıldızın göksel devinimleri, kişi ve mekânların içsel yapılarını sergiler ve kategorize eder. 9 Star ki ve Flying Star yöntemlerinin Feng Shui’de işlerliğini sağlayan bu yapılaşma, göklere batı Astroloji’sine yakın fakat farklı isimler ile bir bakış sağlar.
(17 Ağustos 2017 tarihli paylaşımdan)

Astrolog Oğuzhan Ceyhan Hocamız'ın kaleminden sevgilerle...

https://hizliresim.com/EOQ5q8
06-07-2019 05:56 PM
 Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »



Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir