Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

NEPTÜNÜ ANLAMAK
Yazar Mesaj
Birsel Çevrimdışı
VIP Üye
****
VIP Üyeler
lt=
Mesajlar: 17
Üyelik Tarihi: Nov 2018

Rep Puanı: 1

Mesaj: #1
NEPTÜNÜ ANLAMAK
NEPTÜN’Ü ANLAMAK
Biz gezegenleri içinde belli anı veya deneyimlerin saklandığı bölümler olarak inceleyebiliriz. Ay’ı Anne kucağı ya da genel sembol olarak anne ile bağdaştırdığımız tabii ki de yanlış değildir ancak yine de tam değildir. Çünkü Neptün kolektif en büyük ana kucağıdır. Bazı evrim teorileri insanlar ilk okyanuslardan (Bigbang den sonra oluşan ilk su kütlesi oluşumu; Urmeer) ortaya çıktıkları sonucunu söyler. Biz anne karnında süzülürken, sıvı içinde yüzerken, Neptün’ün koruduğu bir deri içinde beslendik, Ay ile korunduk ve doğduk. Doğum anı hem fiziksel olarak hem psikolojik olarak bir travmadır bundan hiç şüphe yok ama hatırlayamadığımız nasıl bir travmadır bu? Hangi yönde bu ilk travma bizi günlük bilincimizde etkiliyor?
Anne karnından ayrılışımızı anıları ve acıları Neptün gizler, hiçbir zaman tam olarak bilince girmesine izin vermez. Ayrıca aynı zamanda daha sonraki doğumların, kayıpların, reddedilmelerin ve güvenli yerlerden ayrılışlarımızın depolama yeridir. Neptün yaşam ve ölümün acısını uyuşturur, bundan dolayı klasik yorumlardaki “Neptün gerçeklerden kaçar” yorumunun bir haklılık payı vardır. Örneğin en sevdiği, içimizin derinliklerinde hissettiğimiz, dünyanın acısının her derde deva ilacı uyuşturucu ve meditasyondur. Neptün bu acının sembolüdür. Acı gerçeklerden korunmak ve kollanmak için Cennet köşelerine geri dönme hasretini gösterir Neptün. Natal haritadaki bulunduğu yer bu hasretin nerde olduğunu gösterir bizlere. Neptünü kendi işimizin içine alarak başkalarına hasret oldukları evrendeki güven arayışını anlamalarına ya da kaçışına yardım edebiliriz. İsteği; hayatın acılarından kurtarılma, ″bir″ olma prensibinin hasretini, tüm canlıları birbirine bağlayanı anlama, başkalarına içgüdüsel özlemlerinde kozmik anne kucağına geri dönmekte yardım etmek bir motif olabilir.
Neptün’ün üç dişli mızrağındaki üçlü bize akıl, beden ve ruhu gösterir. Neptün’ün kendisi çevreleyemeyen boşluğun kendisidir. Hayatımızda bu bedensizliği gösteren bir gösterge olması lazım bunun zorluğu da Neptün’ü bir tutabileceğimiz, algılayabileceğimiz bir şekilde hayata çevirmemizdir. Mesela şiir, müzik, sanat, resim ve ezoterik fizik gibi fakat bilinçdışı olanı da histeri, infantilizm ve biri ya da bir şeyle tamamen bir bütün olma kompleksi .
Yunan tanrısı Poseidon (Neptün) sadece denizlerin hakimi değil, bunun dışında yer altı tatlı su kaynakları ve yan nehirlerin, depremlerin ve daha bir çok açıklanamayan dünya travmalarından sorumludur. Rolü çok net tanımlanmamıştır ağabeyleri Zeus ve Hades gibi, yine de Zeus kadar çocukları vardı.
Geleneksel olarak Neptün’ün alanında gösterilmeyen bir yer altı nehri vardır, orandan su içenin her şeyi unuttuğuna dair bilgiler vardır, bundan dolayı da Neptün’e uygun gösterilir.
Platon’un ″Republik″ kitabının sonunda bir alegori vardır. ″O″ ismindeki bir adamdan bahseder. O ölerek Hades’in bedeninde tekrar her anısını ve deneyimini hatırlayarak geri gelmeyi hak etmişti. Platon ruhun ölümsüzlüğüne ve reenkarnasyona inanıyordu. Bir sürü sınav ve deneyim alanından sonra ölümsüz ruh diğer bedene girmeden aşması gereken basık sıcak bir alana ulaşır. Bu alanın kenarında ruh sadece susuzluğunu giderecek kadar içmesi izniyle bir nehirle karşılaşır. Ama Platon şöyle devam ediyor: Bilgeliklerinle kurtulamayanlar gereksinimlerinden fazla içtiler ve o su ‘dan içenler her şeyi unuttular. Fakat sadece susuzluklarını gidermek için yeterince içenler ruhlarının bildiklerini zaman zaman hatırlayabileceklerdi. Nehrin adı Lethe – unutmanın nehri. Bu Lethe nehri ile Neptün’ün bir bağlantısı olmalıydı içtiğimiz ve anne kucağına bağlılığımızı unuttuğumuz.
Bu Nehir bizim bilinçaltımızda akmaktadır ve ruhumuzla olan bağlantıyı çözmekte. Doğum haritasında Neptün bize doğumdaki acıları unutmamız için kendimizi uyuşturduğumuz noktaları gösteriyor. Anne karnındaki beden ve ruhun bir oluşunun şok durumu o kadar büyük ki bununla ilgili hatıralar bastırılıyor. Bundan dolayı bilinçaltımızdaki istek beden ve psikolojiyi birleştirip kovulduğumuz cennete geri dönmektir. İçimizden bir şeye bağlanma isteği bilincimiz için çok etkileyici bir özlem faktördür. Bağımsız olarak reenkarnasyona inansak da inanmasak da insan doğasında bir merci vardır, kendini güvenli korunmuş sıcak bir yeri hatırladığı, öyle bir yer ki beslenmenin kaynağıyla o kadar birleşmiş olduğumuzun ondan farkımızın olamadığını hissettiğimiz bir yer. Bu güven kaybı her bir kişiyi farklı yollarla kaynağa geri dönmesine mahkum eder, başka insanlarla ilişkilerle ya da spiritüel bir yolla. Neptün enkarnasyonun sivri kenarlarınla değil de daha çok bağımsız çocuksu ruh haliyle bir görünümü vardır. Ruhumuzla olan bağımızı kaybettiğimizde karşı konmaz bir özlem uyanır teselli bulmak için en karanlık yerlere girer garip, çekici güçlerle yolumuzu bulmaya çalışırız ruhumuzla tekrar bağımızı oluşturmak için. Bağlı bir Neptün bizi spiritüel köklerimize götürür. Bu ruhu (aklı) arayış durum bir sürü kişileri neptünyen yollara sokar: uyuşturucu, alkol, meditasyon, kendinden geçiren dinler gibi. Çünkü asıl arayış kozmik sevgi ve evrensel bağlılık, birliktir. Gerçek şu ki bu arayış boşuna olabilir, tehlikeli, yanlış yollara sürükleyeceği açıkça ortadadır. İlk bakışta Neptün’ün hem uyuşturucu satıcısını hem de dini lideri sembolize ettiği çok uygunsuz gelebilir ama iki tezatta dünyadaki deneyim alanlarından (imtihanlardan) en iyi kaçışı sağlar. Neptün’ün okyanusu kolektif bilinmeyenin denizidir, gizemli belirsiz, yaşamın diğer yarısı gibi gerçek ve dünyasal değildir.
Kaynak:Rückgaengige Planeten Aufbruch in die innere Landschaft. Ayrica cevirimden sonra bana yardimci olan arkadasim Bülime Tülay Cok tesekkür ederim.
Astrolog Ayla Uzun Astro Sirius Sevgili Hocalarim TC Oğuzhan Ceyhan ve Türkan Aslan saygi ve sevgilerimle DERYA OZBOZ

https://hizliresim.com/EOQ5q8
08-07-2019 10:19 AM
 Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »



Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir